XdenZ_'s profile|1943|dENİZ|aYİÇİ|XdenZ_PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    March 08

    cimbombom

     

    ....

    Ezgi doludur yüreğin
    Geçmişten birikip gelen,
    Volkan gibi fışkırtmak istediğin
    Ama sadece parmaklarınla tınıya dönüştürdüğün
    Yarım ezgi...
    Denizin enginliğinde kaybolmak istersin,
    Sonra bir dalga gibi şahlanmak,
    Bir sürgün gibi atılmak belki yaşama
    Ya da bir kuş gibi uçmak...
    Kayboluşun, silkinişin, coşkunun, yaşama sevincinin
    Bestesi yazılıdır yüreğinde,
    Karmaşa girdabında boğulursun,
    Ama yine de yükselir çığlıklarının
    Yarım ezgisi...
    Sen bestesin dost,
    Güven, dostluk, barış temalarını işleyen...
    Sen özlemlerin ezgisisin...

    ..

    Sular yükselince, balıklar karıncaları yer.
    Sular çekilince de karıncalar balıkları yer.
    Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir.
    Çünkü kimin kimi yiyeceğine "suyun akışı" karar verir.
    December 13

    ....

    Karanlık yollardan geçtik 
    Zehir gibi sular içtik 
    Bir yanımızda ölüm 
    Bir yanımızda yar sevdik 
    Bir değil bin bir kere 
    Sırat köprüsünden geçtik 
    Cehennem denen illetin 
    Ta göğsünü deldik geçtik.
     
    Bu yolda dönenler oldu 
    Mum gibi sönenler oldu 
    Yar göğsüne baş koymadan 
    Vurulup düşenler oldu.
    
    Bir sen kaldın geride 
    Ah akıp gidiyor hayat 
    Yüreğim anlıyor seni 
    Artık susma Yorgun Demokrat.
    
    Şarkılar küsmüş dudağa 
    Ömründe gecikmiş hasat
    Karışmış çoluk çocuğa 
    Geçim derdinde demokrat 
    İçlenir hatırladıkça 
    İzlerini o günlerin 
    Düşe kalka bata çıka 
    Yaşadığı o depremin. 
    
    Bu yolda dönenler oldu 
    Mum gibi sönenler oldu 
    Yar göğsüne baş koymadan 
    Vurulup düşenler oldu.
    
    Bir sen kaldın geride 
    Ah akıp gidiyor hayat 
    Yüreğim anlıyor seni 
    Artık susma Yorgun Demokrat.
    
    August 31

    dost

    Öyle bir yaşaki hayat seni kıskansın, öyle bir sevki ölüm sana acısın, öyle bir dost ol ki dostun olmayan utansın...

    August 11

    ....

    BİZ NE PARANIN DELİSİ, NE ŞEREFSİZ GÖLGESİ, NE KANSIZLARIN BEKÇİSİ NEDE SİLAHIN TETİKÇİSİ OLDUK.
    BİZ GÖNLÜMÜZN EFE'Sİ  ORTAMLARIN DELİSİ OLDUK. BU SAATTEN SONRA GEÇİCİ HEVES DEĞİL  HAK EDENE NEFES OLURUZ ...
     
    June 26

    cimbomumuzun en güzel 10 golü..

     
    June 24

    ..

      
    June 12


    June 09

    che

    Ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin... Savaş sloganlarımız kulaktan kulağa yayılacaksa ve silahlarımız elden ele geçecekse ve başkaları mitralyöz sesleriyle, savaş ve zafer naralarıyla cenazelerimize ağıt yakacaklarsa ölüm hoş geldi, safa geldi...
    May 10

    cimbombom

    HERZAMAN HER YERDE EN BÜYÜK

                                                             

     CİMBOM!!!!!!!!!!!!





    April 26

    BÜYÜK GAZİYE!

    Sen ki hilkat denilen ummanın 
    En büyük incisisin
    O, bu ulvi vatanın talihinin
    En güzel yıldızıdır
    Bir dehaet ki güneşten yüksek
    Ve semavat ile ünsiyeti var ..

    Sen dururken ona gelmez noksan
    Kaplıdır toprağı zırhınla senin
    Hep rehakar değil ey Gazi
    Bu müsellah vatanın sen hem de
    Ebedi bekçisisin ..

    Bu mesalip�zede cemiyyete sen
    Yeniden bir vatan ettin ihda
    Görüyor şevk-i tuluunla senin
    Yeni bir iyd-i zafer İstanbul
    Kendi asar-ı dehanın belki
    Sen de hayretçisisin
    Kainatlarda tecelli buyuran
    Halik�ın sende o hasiyyeti var ...
    April 12

    duyarsızlıga ısyanım var arkadas!!

    Duyarsızlığa isyanım var arkadaş
    Zorluyor vicdanımın sınırlarını, yoksulluk ve duyarsızlıklar,
    Ne bir çare var, nede çareyi arayan,
    Yüreklerdeyse sesiz bir bekleyiş var,
    Dalgalanıyor göklerde, ay yıldızlı bayrağım,
    O bile melul melul ve hüzünlü,
    Dalgalanışında bile bir başka hüzün var,
    Yok olmuş gündüzler, akşamları da aynı,
    Mutluluk kalmadı insanlarda, hele de o çocuklar,
    Sofralar boş, bomboş kalmış umutlar
    Bir bir sarardı yüzlerde bakışlar, döküldü birer birer yapraklar
    Hani dört mevsimi yaşardı yurdum,
    İnsanlar hep sonbaharı, kışı yaşadılar,
    Yürekler katılaşmış, gülmeyi unuttuk,
    Hiçbir şeyin tadı bile yok artık,
    Çorbasında bırak yağı, tuzunu bile çaldılar
    Hani üç öğün yemeği?.. bir öğüne bile muhtaç kaldılar,
    Hadi anlatın, dediklerim doğrumu yoksa yalanmı,
    Yoksa bir politikacı edasıyla mı konuşuyorum,
    Yoksa bir ideoloji mi satıyorum ben,
    Yoksa yaptığım siyasetmi, adını siz koyun,
    Utanmayın, çalmaya devam edin yalan sazınzı,
    Daha ne kadar inleyecek bu millet, bu vatan
    Nerede sosyal demokratlar, nerede sağcısı, Nerede solcular.
    Nerede muhafazakarlar, nerede milliyetçi diye geçinen o yobazlar, o riyakarlar
    Siz mi yalan söylediniz, yoksa yalancı olan dilleriniz mi
    Bu mu benim ülkem, bu mu vatanım
    Sancı çeker olmuş toprağım, yerindeyse rahat değil şehit yatanım
    Ne sevgi kaldı nede aşk, denizleri doldurur olmuş riyakarlık seli

    Hey gidi Mustafa Kemal, sen gittin gideli hala perişan bu millet
    Düzelmedi halli, gülmedi yüzü, ne kudreti kaldı, nede dayanacak taakat
    Ah bir ayıltıla bilse, o damarlardaki sarhoş kanı
    Namerde muhtaç olma dedin, koyma yurduna düşman,
    Biz dışarıda beklerken, içerden yıktılar menfaat ve ihtiras düşmanları
    Hani yeni bir dünya kurulsa, kim yürütecek bu gemiyi,
    Kim yönetecek senin gibi bu ülkeyi kim
    Yuvalar mutsuz kalmış, insanı mutsuz, mevsimler mutsuz
    Yazan Şebap mutsuz okuyanı mutsuz
    Boyun bükmüş ağaçlar, her köşesine örmüş örümcek, ağını
    Sesiz kaldıkça bu millet, bitmez bu eziyet ve zulüm,
    Köstebeklerse yine üreyecek, kervanını yürütecek bir bir.

                                                                        ATAM!!